İçeriğe geç

Koruyucu aile geçici midir ?

Kayseri’de Bir Akşam ve İçimde Biriken Sorular

Kayseri’nin akşamları bana hep aynı hissi verir; biraz sert, biraz sessiz, biraz da insanın içini kendine döndüren bir tarafı vardır. 25 yaşındayım ve çoğu zaman günlüğüme yazdıklarımı kimse okumayacak olsa bile sanki biri okuyacakmış gibi yazarım. Çünkü bazı duygular ancak anlatınca hafifler.

O gün Erciyes’in uzaktan görünen silueti gri bir perde gibi şehrin üstüne çökmüştü. İşten çıkmıştım. Ellerim cebimde, soğuk hava yüzüme vururken yürüyordum. Bir yandan da aklımda gün boyu içimde dönüp duran bir soru vardı:

Koruyucu aile geçici midir?

Bu soruyu ilk kez o gün bu kadar ciddiyetle düşünmemin bir sebebi vardı.

Bir çocuk.

Bir bakış.

Ve yarım kalan bir hikâye hissi.

Bir Çocukla Başlayan Hikâye

Birkaç hafta önce gönüllü olarak bir sosyal etkinliğe katılmıştım. Kayseri’de bir çocuk etkinliği düzenleniyordu. Açıkçası çok planlı gitmemiştim, arkadaşım “gel iyi gelir” demişti. Ben de içimde boşluk hissiyle kabul etmiştim.

Orada onunla tanıştım.

Adı Mert’ti.

Sessizdi. Kalabalığın içinde bile sanki görünmez olmayı seçmiş gibiydi. Diğer çocuklar koştururken o bir köşede renkli kalemlerle bir şeyler çiziyordu. Yanına oturduğumda başını kaldırmadı bile önce. Sonra yavaşça bana baktı.

O bakış…

İnsanın içine dokunan türden bir bakıştı. Ne tamamen çocuktu ne de tamamen büyümüş. Arada kalmış gibiydi.

“Ne çiziyorsun?” diye sordum.

Cevap vermedi. Sadece çizimine devam etti.

Sonra kısık bir sesle:

“Ev,” dedi.

Kağıtta büyük bir ev vardı ama pencereleri yoktu.

O an içimde garip bir şey kırıldı. Ne olduğunu tam adlandıramadım ama boğazım düğümlendi.

Koruyucu Aile Kavramını İlk Kez Gerçekten Düşünmek

Etkinlikten sonra eve dönerken aklımda sadece o çizim vardı. Penceresiz bir ev… Sanki içine kimsenin bakamadığı, kimsenin tam giremediği bir yer gibi.

O gece günlüğüme uzun uzun yazdım. Ama defterin ortasında durdum. Çünkü kafamda sürekli aynı soru dönüyordu:

Koruyucu aile geçici midir?

İnternetten bakmak kolaydı ama ben cevabı bilgi olarak değil, his olarak anlamak istiyordum.

Geçici…

Bu kelime bile başlı başına ağırdı.

Bir çocuğun “geçici” bir sevgiye, “geçici” bir eve, “geçici” bir anne-babaya alışması fikri bile içimi sızlatıyordu.

Ama aynı zamanda şunu da fark ediyordum: Belki de geçici olan şeyler bile hayat kurtarıyordu.

Mert’in Sessizliği ve Benim İçimdeki Gürültü

Bir hafta sonra aynı merkeze tekrar gittim. Bu sefer Mert’i özellikle görmek istedim. Beni görünce hafifçe başını eğdi. Tanımıştı ama emin değildi sanki.

Yanına oturdum.

Bu kez çizdiği ev değişmişti. Pencereler eklenmişti. Ama kapı çok küçüktü.

“Bu evde kim yaşıyor?” diye sordum.

Bir süre sustu.

“Kimse,” dedi.

Sonra ekledi:

“Bazen ben.”

O an içimde bir şey daha kırıldı. Ama bu kez kırılan şey daha derindi. Sadece üzülmek değildi bu; insanın kendi çocukluğuna dokunan bir acıydı.

Ben Kayseri’de nispeten normal bir çocukluk geçirmiştim. Ama o an şunu hissettim: herkesin çocukluğu “ev” gibi değildir. Bazıları sadece duvarlardan ibarettir.

O gün eve döndüğümde tekrar aynı soruya sarıldım:

Koruyucu aile geçici midir?

Ama artık sorunun cevabı sadece bilgi değildi. Bir çocuğun hayatına dokunan bir gerçeklikti.

Geçicilik Üzerine Yanlış Bildiklerim

Ben uzun süre “geçici” kelimesini eksiklik gibi düşünmüşüm. Sanki geçici olan şeyler değersizmiş gibi.

Ama Mert’i düşündükçe bunun doğru olmadığını fark ettim.

Koruyucu aile sistemi hakkında okudukça şunu gördüm: bazı çocuklar için bu sistem, hayatlarının en zor döneminde bir nefes alanıydı. Bir köprüydü. Bir bekleme odası değil, bir iyileşme alanıydı.

Ama yine de içimde bir ikilem vardı.

Geçici bir sevgi, bir çocuğun kalbinde nasıl kalıcı olabilirdi?

Ya da daha doğrusu… kalıcı olmak zorunda mıydı?

Bir gün Mert’e bunu sormak istedim ama cesaret edemedim. Çünkü bazı soruların cevabı çocukların yüzüne sorulmazdı.

Bir Akşamüstü, Bir Cümle ve Sessiz Bir Çöküş

Son gittiğimde Mert biraz daha konuşkandı. Ya da en azından bana öyle gelmişti.

Etkinlik sonrası bahçede yürüyorduk. Yapraklar sararmıştı. Kayseri’nin o keskin rüzgârı saçlarımızı dağıtıyordu.

“Sen hep geliyor musun?” dedi.

“Evet,” dedim. “Mümkün oldukça.”

Bir süre sustu.

“Beni de alır mısın?”

O cümle… hâlâ içimde yankılanır.

Ne diyeceğimi bilemedim. Çünkü cevap benim elimde değildi. Ama o an hissettiğim çaresizlik, hayatımda nadiren hissettiğim türdendi.

Sadece şunu söyledim:

“Burada seni seven insanlar var.”

Başını eğdi.

“Ben yine de gidince unutulurum sanıyorum.”

İşte o an, Koruyucu aile geçici midir? sorusu bir bilgi sorusu olmaktan çıktı. Bir çocuğun korkusuna dönüştü.

Geçici Olan Ne, Kalıcı Olan Ne?

Eve döndüğümde uzun süre ışığı açmadım. Oturdum. Sessizliği dinledim.

Kafamda sürekli aynı düşünce vardı:

Geçici olan şeyler gerçekten kaybolur mu?

Yoksa sadece şekil mi değiştirir?

Bir koruyucu aile, bir çocuğun hayatına “geçici” olarak giriyorsa, o geçicilik gerçekten bir bitiş midir?

Yoksa bir başlangıcın en hassas hali mi?

Kendimi Mert’in yerine koymaya çalıştım. Başaramadım. Çünkü onun yaşadığı boşluk benim hayal gücümün bile ötesindeydi.

Ama şunu anladım: bazı geçici şeyler, bir insanın bütün hayatını kurtarabilir.

Kayseri’nin Soğuk Gecesinde İçimde Isınan Bir Umut

Aradan haftalar geçti. Mert’i tekrar görmedim. Ama her düşündüğümde o pencereli ev aklıma geliyor.

Belki de artık pencereleri olan bir ev çiziyordur.

Belki de o kapı biraz daha büyümüştür.

Belki de bir gün gerçekten birinin evinde “ben de buradayım” diyebildiği bir yere dönüşmüştür.

Ben hâlâ o soruyu taşıyorum içimde:

Koruyucu aile geçici midir?

Cevabım artık daha farklı.

Evet, sistemin yapısı gereği geçici olabilir.

Ama bir çocuğun kalbinde bıraktığı iz, hiçbir zaman geçici değildir.

Değerli Racoflame okurları, “Koruyucu aile geçici midir” hakkındaki bu içeriğimizin sonuna ulaştınız. Umarız faydalı olmuştur!

Son Düşünceler: Bir Çocuğun Sessizliği ve Benim Değişimim

Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum: Mert bana sadece bir şey anlatmadı, beni değiştirdi.

Hayata daha farklı bakmayı öğretti.

Eksik gibi görünen şeylerin aslında bir başlangıç olabileceğini…

Sessizliğin bile bir çığlık taşıyabileceğini…

Ve en önemlisi, bazen en küçük dokunuşun bile bir çocuğun dünyasında büyük bir yer edebileceğini…

Kayseri’nin soğuk gecelerinde artık daha fazla düşünüyorum. Ama bu düşünceler ağır değil. Daha çok farkındalık gibi.

Çünkü artık biliyorum ki bazı soruların cevabı tek bir cümle değildir.

Ve bazı sorular, aslında bir çocuğun gözlerinde saklıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.taraftarforum.com.tr https://evarkadasin.com.tr https://ozdenrentacar.com.tr Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!