Şiirin Türü ve Biçimi Nedir? Ya da Bir Şairin Beyninde Gezinti
İzmir’de, sahilde rüzgârın hafif hafif yüzümü okşadığı bir gün, kafamda şiirle ilgili bir soru beliriyor. O sırada aldığım kahvenin tadı birazcık fazla şekerli. Ama olsun, hayatta her şey tatlı olsun istiyorum ya, biraz da buradan başlamak istiyorum. Şiirin türü ve biçimi nedir, diye düşündüm bir an. Bu soruyu aslında her gün soruyorum ama kimse bana mantıklı bir cevap veremiyor. O yüzden, madem kimse bana anlatamıyor, ben de kendi kendime yazayım dedim.
Şiir Biçim mi, Tür mü? Yoksa Sadece Bir İstediğimiz Şey mi?
Şiir dediğimiz şeyin ne olduğunu bir insan nasıl anlayabilir? Başını sonunu bildiğimiz bir formül mü var? Hayır. Şiir, biraz yaşam gibi… Aşağı yukarı ne olduğunu anlıyoruz ama tam da içini doldurmak mümkün değil. Şiirin türü ve biçimi… Evet, bunu konuşacağız ama önce baştan anlayalım.
Bir gün arkadaşım Mert’le (ki o da aynı benim gibi derin düşüncelerle boğuşan bir adam) kafede oturuyoruz, o sırada bir edebiyat hocası gibi giriyor lafa:
“Abi, şiir aslında o kadar derin bir şey ki, sen yazdıktan sonra bir anlamda, ‘Şiir Türü’ ve ‘Şiir Biçimi’ neymiş, ona bakmak lazım, yoksa kaybolur git.”
Benim içimden: “Vay be Mert, ne kadar derin bir adamsın!” dedim. Ama tabii dışarıda: “Bunu mu soruyorsun? Şiir demek, işte hem duygu hem düşüncedir, abicim,” dedim.
Şiir, kelimelerin en samimi haliyle konuştuğu bir dil değil mi? Ama gelin görün ki, bir şiir önce biçime girer. Yani, biçim dediğimiz şey, o şiirin yapısal düzenidir. Örneğin bir hece ölçüsü veya serbest ölçü olabilir.
Biçim mi, Tür mü? Tamam da Kim Kime Şiir Okuyor?
Şiirin türüyle biçimi arasında ciddi bir ayrım var. Tür, şiirin içerdiği temaya göre şekillenir. Aşk şiiri, epik şiir, lirik şiir gibi… Tür dediğimizde, aslında şiirin duygusal, tematik yönünü ele alıyoruz.
Mesela, sen birisiyle kavga ettin ve ağzından şu cümle çıktı: “Keşke bir şiir yazabilsem sana, ama ya bir aşk şiiri yazıp ağlarsam, ya da bir gazel yazarak seni översam?” İşte burada, senin o an yazacağın şiirin türü, kesinlikle aşk olur. Hatta sen ağlasan da, okuyan da ağlar. Çünkü aşk, insanın ruhunu etkileyen en derin hislerden biri.
Ama gel gelelim biçime. Biçim, senin şiirini yazarken kullandığın yapı, kafiye düzeni, hece ölçüsü gibi teknik detaylardır. Hece ölçüsüyle yazılmış bir şiir ile serbest ölçüyle yazılmış bir şiir arasında fark olur. Birini yazarken zamanla yarışıyorsun, diğerinde ise içindeki özgürlükle uçuyorsun.
Benim için, bir şiirin biçimiyle oynamak, üzerine her şeyi dökmek gibidir. Bir türde yazıp, biçimini değiştirdiğinde sanki şiirle flört ediyorsun. Hiç bir şey yapmasan bile, düşüncelerinin nasıl şekilleneceğini görmek, sanırım en zevkli kısmı.
Şiirin Biçimiyle Oynarken – Aşk mı, Seri Katil mi?
Şimdi, bir an için düşünüyorum: Diyelim ki bir şiir yazıyorum ve kafamda ne aşk var ne de ruhsal bir karmaşa. Ama bir an bir dize yazıyorum, sanki bir katil gibi hissediyorum, çünkü “hece ölçüsü”ne uymuyor ve her şey birbirine giriyor. Yani, başlıklar, alt başlıklar, dizeler… İşte o an “serbest ölçü” tam devreye giriyor.
Örneğin:
“Uykusuz geçen gecenin
Gölgesinde kaybolduğum”
Bir an için bu dizelerde, hece ölçüsü falan olmalı mı? Yoksa ben sadece birini mi anlatıyorum? Aşk? Tabii, aşk. Ama bir yandan da bir tür serbestlik var, düşünsenize.
Yani bir şiir hem tür olabilir, hem biçim olabilir. Biçim de türü şekillendirir. Çelişkiye bak!
Yazarken Kendimi Tanıyorum: Şiir Yazmak Gerçekten Kolay Mı?
Peki ya biz? Biz ne yapıyoruz? Şiir mi yazıyoruz? Yoksa bazen sırf ‘şair’ gibi görünmek için kelimeleri cümle haline getirmeye çalışıyoruz? Şiir yazarken gerçekten hissettiğimizde ne yapmalıyız?
Hadi gel, buna hep birlikte bir bakalım.
Mesela geçen gün, akşam bir arkadaşım Arda bana mesaj attı: “Ya abi, şu şiir yazma işini yapabilirim mi? Bir kere denedim, ‘Şiir Türü’ falan, sonra fark ettim ki biçim de önemliymiş.”
“Yani ne yapmak lazım, mesela ben hece ölçüsüyle yazmak istiyorum ama duyguyu da kaybetmemem gerek, değil mi?” diye sordu.
“Tabii ki, Arda. Ama önce duygu olmalı. Biçim sonraki mesele,” dedim.
Sonra düşündüm; dediklerimi gerçekten doğru mu söylüyorum? Şiir, duygu, biçim, tür… Gerçekten de bunu böyle mi anlatmalıydım?
Sonunda karar verdim: Şiir türü ve biçimi nedir? Bu sorunun cevabı, belki de sadece bir kelimeyle açıklanabilir: “Denemek.” Denemeden hiçbir şeyi anlayamayız, değil mi?
Şiir ve biçim her zaman bir dans gibidir. Kimisi hızlı, kimisi yavaş. Ama sonunda hep bir uyum vardır.