E-kitap satar mı? (İzmir sıcağında eriyen umutlarla başlayan bir soru)
İzmir’de yaz ayları iki şey yapar: insanı terletir ve düşündürür. Ter zaten garanti, düşünce ise bonus. Ben de geçen yaz Alsancak’ta bir kafede otururken, önümde buz gibi limonata, kafamda ise tek bir cümle dönüp duruyordu: “E-kitap satar mı?”
Yan masada iki kişi hararetle NFT konuşuyor, garson üçüncü kez “soğuk kahveye buz ekleyelim mi?” diye soruyor, ben ise Google’da değil, kendi kafamın içinde arama yapıyorum.
“Satmazsa ne olacak?” diyorum içimden.
Sonra diğer ses cevap veriyor: “Satarsa ne olacak, zengin mi olacaksın?”
İkisi de haklı. Bu yüzden mesele daha en baştan biraz karmaşık.
E-kitap satar mı? sorusunun kafadaki yankısı
Merhabalar! Racoflame olarak “E-kitap satar mı” konusunda aklınızdaki soruları yanıtlamak için buradayız.
Bu soruyu ilk kez sormuyorsun, biliyorum. Birçok kişi gece 02.17’de, telefon ışığı yüzüne vururken aynı şeyi düşünüyor. Ben de düşündüm. Hatta fazla düşündüm.
Bir gece mutfakta dolabı açıp içine boş boş bakarken bile aklımdaydı.
“E-kitap satar mı?”
Annem seslendi:
— Ne yapıyorsun orada?
Ben:
— Hayatımı optimize ediyorum.
Aslında dolaba bakarak optimize edilen tek şey açlık krizi ama o an ciddi görünmek gerekiyordu.
E-kitap meselesi dışarıdan bakınca çok basit görünüyor: Yaz, yükle, sat. Ama içeride işler biraz daha İzmir trafiği gibi… “akıyor gibi yapıyor ama aslında duruyor.”
E-kitap dünyasına giriş: Heves, kahve ve aşırı beklenti
İlk e-kitap fikri genelde şöyle doğar:
“Ben zaten konuşarak insanları güldürüyorum, yazsam kesin satar.”
Bu cümle çok tehlikeli. Çünkü mantıklı ama eksik. Tıpkı simit alıp yanında çay almamak gibi. Bir şeyler var ama tam değil.
Ben de böyle düşündüm. Hatta kendime moral verip laptopu açtım. Spotify’dan lo-fi açtım (çünkü herkes öyle yapıyormuş gibi). Sonra 3 saat boyunca başlık yazdım:
“E-kitap yazarak nasıl zengin olunur?”
Sonra sildim.
Çünkü gerçek şu: E-kitap satmak yazmaktan daha çok düşünmek, planlamak ve sabır işi.
E-kitap satar mı? sorusunun acı ama gerçek cevabı
Kısa cevap: Evet, satar.
Uzun cevap: Herkese değil.
Bunu şöyle düşün:
Köşe başında iki simitçi var.
Biri simidi sıcak, diğeri soğuk satıyor.
İkisi de “ben aynı ürünü satıyorum” diyor.
Ama biri kuyruk yapıyor, diğeri “bugün de sessiz geçti” diye sigarasını yakıyor.
E-kitap da aynı.
İyi bir e-kitap sadece yazı değildir. Paketlemedir, başlıktır, kapaktır, hedef kitleyi tanımaktır. Ama en önemlisi: “Kim bunu niye okuyacak?” sorusunun cevabıdır.
Ben yazdım, neden kimse almadı?
Bu cümle internetin en yalnız cümlelerinden biridir.
Bir arkadaşım vardı, “kişisel gelişim e-kitabı yazdım” dedi.
Sordum:
— Kime yazdın?
Dedi:
— Herkese.
İşte problem burada başlıyor.
“Herkese” yazılan şey genelde kimseye ulaşmıyor.
Gerçek hayattan sahneler: E-kitap yazma süreci
Bir gün Bornova’da bir kafede oturuyorum. Laptop açık, önümde kahve. Etrafımda herkes çok üretken görünüyor. Bir kız podcast kaydediyor, bir çocuk LinkedIn postu yazıyor, bir adam Excel’de hayat planlıyor.
Ben ise Word dosyasında tek bir cümleyi 17 kez siliyorum.
İç ses:
— Bu başlık olmamış.
Ben:
— Ama 20 dakikadır bunu düşündüm.
İç ses:
— O yüzden olmamış zaten.
Bu noktada e-kitap yazmak, aslında biraz kendinle tartışmak gibi. Ama karşı taraf çok inatçı.
E-kitap satar mı? sorusunu belirleyen gerçek faktörler
Burada romantizmi bırakalım.
E-kitap satışı üç şeye bağlı:
1. Konu seçimi
“Ben ne biliyorum?” değil, “İnsanlar ne öğrenmek istiyor?” sorusu önemli.
Mesela:
Para kazanma yolları
Dil öğrenme
Fitness
Dijital beceriler
Hobi rehberleri
Ama “benim 2018’de yaşadığım duygusal krizden çıkış yolum” her zaman satmayabilir.
2. Başlık ve sunum
Gerçek dünya biraz acımasız:
“Hayatımı değiştiren 7 alışkanlık”
vs
“Ben sabahları erken kalkmaya çalışıyorum”
Tahmin et hangisi daha çok satar?
3. Dağıtım ve görünürlük
En iyi e-kitap bile kimse görmezse, sahilde kimsenin uğramadığı büfe gibi olur. Çok güzel olabilir ama müşteri yoksa kimse fark etmez.
İzmir sokaklarında e-kitap düşünmek
Bazen Konak’ta yürürken insanın kafası açılıyor.
Martı sesi, vapur, simitçi bağırıyor:
— Taze simit!
Ben içimden:
— Keşke e-kitap da böyle bağırsa.
Ama e-kitap bağırmaz. Sessizdir. Dijitaldir. Kendini anlatmaz, anlatman gerekir.
Bu yüzden “E-kitap satar mı?” sorusu aslında şuna dönüşüyor:
“Ben kendimi anlatmayı biliyor muyum?”
Kendi kendine motivasyon konuşmaları
Gece 01.30.
Bilgisayar açık.
Spotify’da aynı şarkı döngüde.
Ben:
— Bu sefer olacak.
İç ses:
— Geçen sefer de bunu demiştin.
Ben:
— Ama bu farklı.
İç ses:
— Evet, bu sefer daha uykusuzsun.
Yine de yazmaya devam ediyorsun. Çünkü insan bazen mantıkla değil, umutla hareket eder.
E-kitap satışında en büyük yanılgı
Birçok kişi şunu düşünüyor:
“E-kitap yazarsam para gelir.”
Hayır.
E-kitap yazarsan bir ürünün olur. Ama ürünün satılması için bir sistem gerekir.
Bu sistem:
Hedef kitle
Pazarlama
Güven
İçerik kalitesi
Süreklilik
Yani iş sadece yazmak değil. Yazdıktan sonra başlıyor.
Gerçek başarı hikayeleri neden motive eder ama eksik anlatır?
İnternette hep şu hikayeler var:
“1 e-kitap yazdı, 6 ayda 100.000 TL kazandı.”
Ama kimse şunu anlatmaz:
Kaç ay hazırlık yaptı
Kaç kere başarısız oldu
Kaç kişi almadı
Kaç versiyon sildi
Ben buna “başarının vitrin hali” diyorum.
Cam parlıyor ama arka oda dağınık.
E-kitap satar mı? sorusuna benim İzmirli cevabım
Şöyle düşün:
E-kitap bir deniz gibi.
İzmir’de denize giren herkes yüzme bilmiyor.
Ama bazıları suyu hisseder, öğrenir, açılır.
E-kitap da böyle.
Yazarsan satabilir.
Ama sadece yazmak yetmez.
Doğru yazmak, doğru anlatmak ve doğru kişiye ulaşmak gerekir.
Ve en önemlisi
Kendi hikâyene inanmazsan, kimse inanmaz.
Son düşünce: Laptop kapanırken kalan sessizlik
Bazen gece laptopu kapatıyorum. Odaya sessizlik çöküyor. Dışarıda İzmir biraz rüzgâr yapıyor.
İç ses yine konuşuyor:
— E-kitap satar mı?
Ben:
— Satarsa güzel olur.
— Satmazsa?
— O zaman daha iyi bir tane yazarız.
Çünkü mesele aslında tek bir kitap değil. Başlamak. Denemek. Devam etmek.
Ve belki bir gün, o sessiz dosya gerçekten birinin ekranında açılır.